Biyografi
Özgün Karaman kimdir biyografi

Özgün Karaman kim
Özgün Karaman kimdir,
Özgün Karaman biyografi,
Özgün Karaman hayatı,
Özgün Karaman resimleri,
Özgün Karaman çakıl taşları
Çakıl Taşları dizisinin yakışıklısı Cenkoo
Onun hakkında birkaç kısa bilgi
Gercek Ismi :Özgün Karaman
Dogum :Kocaeli
Doğum Yılı: 15 /Ocak/1988
Boy : 181
Göz Rengi : Kahverengi
Saç Rengi : Kumral
Diziler:
Çakıl Taşları
İlhan Berk Hayatı Ve Eserleri biyografi

İlhan Berk Hayatı Ve Eserleri
İlhan Berk kimdir, İlhan Berk hakkında bilgi,
İlhan Berkin hayatı, İlhan Berkin eserleri
Şâir. Manisa’da doğdu. Balıkesir Necati Bey llköğretmen Okulu ve GaziEğitim Enstitüsü Fransızca BÖlümü’nü bitirdi (1945). Espiye’de iki yılilkokul öğretmenliği, Zonguldak, Samsun ve Kırşehir’de ortaokulFransızca öğretmenliği yaptı (1945-1955). Ziraat Bankası Genel MüdürlüğüYayın Bürosu mütercimliğinden kendi isteği ile emekliye ayrıldı“(1970); Bodrum’a yerleşti.
Günümüzün usta ve beğenilen şairlerindendir, şiire 19 yaşında ikenManisa Halkevi dergisinde yazarak başfadı (1935). İlk kitabını da budergi yayımladı. Sonra Varlık, Servet-i Fünun, Yeni Adam, Ses, Yığın,Yeryüzü, Kaynak, Yeditepe, Yeni Dergi gibi dergilerde şiirleriniyayımladı. Şiirimizde “çok deney yapan, şiirde yeni ses ve yapılararayan” bir şâirdir. 1960′a kadar yaşadığı çevreyi, halkın gündelikhayâtını ve duygularını anlatan, Orhan Veli’nin manzumelerini andıranşiirler yazdı.
Şiir kitapları:
1. Güneşi Yakanların Selâmı (1935), 2. İstanbul (1947), 3. GünaydınYeryüzü (1952), 4. Türkiye Şarkısı (1957), 5. Köroğlu (1955), 6. GaileDenizi (1958), 7. Çivi Yazısı (1960), 8. Otağ (1961), 9. Mısırkafyoniğne(1962), 10. Âşıkane (1968), 11. Şenliknâme (1972), 12. Taşbaskısı(1975), 13. Atlas {1976, TRT 1978, Şiir Başarı Mükâfatı aldı), 14. Kül(1979), 15. İstanbul Kitabı (1980), 16, Kitaplar Kitabı (1981, seçmeşiirler), 17. Deniz Eskisi (1982).
Antolojileri:
1. Beyit-Mısra Antolojisi (1960), 2. Aşk Elçisi (Aşk şiirleri, 1965), 3.Arthur Rimbaud’nun Seçme Şiirleri (1962), 4. Dünyâ Edebiyatında AşkŞiiri (1968), 5. Dünyâ Şiiri (1969), 6. illuminati-ons (Rimbaud’danyaptığı şiir tercümeleri, 1971). Diğer eserleri: 1. Şifalı Otlar Kitabı(1980), 2. Bir Uzun Adam (1982).
Etiketler: İlhan Berk hakkında bilgi, İlhan Berk kimdir, İlhan Berkin eserleri, İlhan Berkin hayatıKategori: Biyografiler
Tavsiye Ettiğimiz Yazılar»
Konu Başlığı: “İlhan Berk Hayatı Ve Eserleri”
Olası Aramalar:İlhan Berk Hayatı Ve Eserleri Video İzle, İlhan Berk Hayatı Ve Eserleri İndir Full Türkçe Download nedir bilgi
Yorum Yap! »
Konu Başlığı: “İlhan Berk Hayatı Ve Eserleri”
Cevabı iptal etmek için tıklayın.
Reşat Nuri Güntekin Kimdir biyografi

Reşat Nuri Güntekin Kimdir
Reşat Nuri Güntekin Kimdir,
Reşat Nuri Güntekin Kimdir Biyografisi,
Reşat Nuri Güntekin Kimdir Hayatı
25 Kasım 1889 yılında İstanbul’da doğdu.
Öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Güntekin, ilköğrenimineÇanakkale’de başlamıştır. Daha sonra İzmir’deki Frerler okulunda birsüre öğrenim görüp sınavla girdiği Darülfünun Edebiyat Şubesi’ni 1912′debitirdi. Böylece öğrenim hayatını yirmi üç yaşında bitirmiş oldu.
Güntekin, 1927′e kadar Fransızca ve Türkçe öğretmenlikleriyle müdürlükgörevlerini üstlenmiştir. Bazı görev aldığı okullar Bursa Sultanisi,İstanbul Beşiktaş İttihat ve Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı KebirMektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, OsmanGazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca KızLisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy KızLisesi’dir.
Güntekin, 1927′de maarif müfettişi oldu ve bu arada Dil Heyeti’ylebirlikte bazı çalışmalarda bulundu. 1939′da ise Çanakkale milletvekiliolarak TBMM’de bulundu. Bu görevini 1946′ya kadar sürdürdü.
1947′de, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ankara’da yayımlanan Ulusgazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Güntekindaha sonra müfettişlik görevine geri döndü ve 1950′de UNESCO Türkiyetemsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris’e gitti.
1954′te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kaldı.Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatroları edebi heyetiüyeliği yapmıştır.
Güntekin’e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi içinLondra’ya gitti ve orda hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956günü, Karacaahmet Mezarlığı’na gömüldü.
Romanları
Çalıkuşu (1923)
Gizli El (1924)
Damga (1924)
Dudaktan Kalbe (1924)
Akşam Güneşi (1926)
Bir Kadın Düşmanı (1927)
Yeşil Gece (1928)
Acımak (1928)
Yaprak Dökümü (1939)
Değirmen (1944)
Kızılcık Dalları (1944)
Miskinler Tekkesi (1946)
Harabelerin Çiçeği (1953)
Avrupa Yakası (1961)
Son Sığınak (1961)
Kan Davası (1962)
Ateş Gecesi (1953)
Gökyüzü (1935)
Eski Hastalık (1938)
Tiyatroları
Hançer (1920)
Eski Rüya (1922)
Ümidin Güneşi (1924)
Gazeteci Düşmanı, Şemsiye Hırsızı, İhtiyar Serseri (1925, üç oyun)
Taş Parçası (1926)
Yeşil gece (1928)
İstiklâl (1933)
Hülleci (1933)
Yaprak Dökümü (1971)
Eski Şarkı(1971)
Balıkesir Muhasebecisi (1971)
Tanrıdağı Ziyafeti (1971)
Bir Köy Öğretmeni
Çalıkuşu (h.orhanlı)
Ahmet Haşim Kimdir, Hayatı Resimleri Eserleri Kitapları Şiirleri

Ahmet Haşim Kimdir, Hayatı Resimleri Eserleri Kitapları Şiirleri
Ahmet Haşimin hayatı hakkında bilgi,
Ahmet Haşim biyografi,
Ahmet Haşim özgeçmiş
1884′te Bagdat’ta dogdu, 1933′te Istanbul’da yasamini yitirdi. FizanMutasarrifi Arif Hikmet Bey’in ogludur. Çocuklugu Bagdat’ta geçti. 12yasinda annesinin ölümü üzerine babasiyla birlikte Istanbul’a geldi.Galatasaray Lisesini bitirdi. Ögretmenlik yapti. Çesitli devletmemurluklarinda bulundu. Fecr-i Âti topluluguna katildi. Siirleri,Servet-i Fünûn, Âsiyan, Muhit ve Dergâh gibi ünlü dergilerde yayinlandi.Sembolist ve empresyonist etki ve izler tasiyan siirler yazdi. “Aksamsairi” olarak tanindi.
Ahmet Haşim
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Ahmet Haşim (d. 1884, Bağdat – ö. 4 Haziran 1933, Kadıköy, İstanbul) Sembolizmin öncülerinden Türk şair.
Bağdat’tadoğmuştur. Babası mülkiye kaymakamlarından ve Bağdat’ın eski ve bilinenailelerinden birine mensup Ahmet Hikmet Bey; annesi ise yine Bağdat’ınileri gelenlerinden Kahyazadeler’in kızı Sara Hanım’dır. Babasının Arabistan vilâyetlerindeki memuriyetleri sebebiyle düzensiz bir ilkokul tahsili gördü. Dil olarak da aynı sebepten sadece Arapça öğrendi.Annesinin ölümü üzerine 12 yaşında babasıyla birlikte İstanbul’a geldi. 1897′de Galatasaray Sultanîsine yatılı olarak verildi. 1907′de mezun olunca Reji İdaresine memur olarak girdi. Bir taraftan da Mekteb-i Hukuk’a devam etti. I. Dünya Savaşı’ndaki askerliği (1914 – 1918) sırasında Anadolu’nun çeşitli yerlerini görme fırsatı buldu. 1924′te Paris’e, 1932′de de hastalığı sebebiyle Frankfurt’a gitti. Çeşitli yerlerde memur olarak çalışan Hâşim, daha çok öğretmenlik yaptı. Sanâyi-i Nefise Mektebinde (Güzel Sanatlar Akademisi) mitoloji dersleri hocalığı ve Mülkiye Mektebindeki Fransızca öğretmenliği görevlerine ölünceye kadar devam etti.Hâşim’in sanat veedebiyata ilgisi Galatasaray Sultanîsinde başlar. Bilinen ilk manzumesi“Leyâl-i Aşkım” 1901′de “Mecmua-i Edebiyye”de yayınlandı. Bu dönemde Muallim Naci, Abdülhak Hâmid, Tevfik Fikret ve Cenab Şahabeddin’intesiri altında kaldı. Son sınıfta iken Fransız şiirini ve sembolistleritanıdı. Bundan sonra kendi şahsiyetini gösterdi ve ilk şiirlerinikitaplarına almadı. 1905 – 1908 yılları arasında yazdığı ve Piyâle kitabına aldığı “Şi’r-i Kamer” serisindeki şiirleri hayal zenginliği,iç ahenkteki kuvvet ve büyük telkin kabiliyeti ile dikkat çekti vebeğenildi. 1909′da kurulan Fecr-i Âtî’ye girdi. “Edebiyatı ideolojinin değil, estetiğin emrine vermek” prensibinden hareket eden Fecr-i Âtî grubunun yayın organı Servet-i Fünûn dergisinde şiirler yayınladı ve Servet-i Fünûn – Edebiyat-ı Cedide –topluluğuna yapılan hücumlara makaleleriyle katıldı. 1911′de yayınlananGöl Saatleri adlı şiirleriyle haklı bir şöhret kazandı. Fecr-i Atîdağıldıktan sonra siyasî ve edebî akımların dışında kendisine has birşiir ve nesir anlayışının tek temsilcisi olarak kaldı.
Dış dünya gözlemlerini kendi prizmasından geçirerek anlatır; sonbaharakşam kızıllığı ve karamsarlık önemli temalardır. Ahmet Haşimfıkraları, denemeleri ve gezi yazılarıyla da önemli bir yazarımızdır.Düz yazılarında dili sade ve oldukça başarılıdır.
Eserleri [değiştir]
Şiirleri [değiştir]
Göl Saatleri (1918 | Hicri: 1337)
Piyale (1926)
Nesirleri [değiştir]
Gurabahane-i Laklakan (1928)
Bize Göre (1928)
Frankfurt Seyahatnamesi (1933)
Hakkında Yazılanlar [değiştir]
Ahmet Haşim Şiiri ve Hayatı, Abdülhak Şinasi Hisar, ISBN 975-08-1072-2
Ahmet Haşim Monografi, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, ISBN 9789754708066
Ahmet Haşim, İsa Kocakaplan, ISBN 975-6186-38-1
Ahmet Haşim’in Poetikası, Dr. Ali İhan Kolcu, ISBN 9786054223374
Ahmet Haşim: Hayatı Sanatı Eserleri, Yaşar Nabi, Varlık Yayınevi, 1968 – 102 sayfa
Kaynakça [değiştir]
Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları :
![]()
VikiKaynak‘ta Ahmet Haşim ile ilgili belge kayıtları bulunmaktadır.
![]()
Vikisöz‘de Ahmet Haşim ile ilgili özlü sözler bulunmaktadır.
- Ahmet Özdemir, Ahmet Haşim, AŞG Yayınları,İst. 1990
- Ahmet Özdemir, Ahmet Haşım Hayatı, Sanatı, Eserleri, Boğaziçi Yayınları, İst. 1998.
- Ahmet Haşim: Hayatı,Şahsiyeti, Seçme Şiir ve Yazıları. Ankara: Edebiyat Yayınevi, Türk Şair ve Yazarları Dizisi:6, 1968.
- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
- Yeni Makale
- Hayatı, Sanatı, Eserleri ve Edebi Kişiliği
Yusuf Ziya Bahadınlı Kimdir Hayatı ve Eserleri biyografi

Yusuf Ziya Bahadınlı Kimdir Hayatı ve Eserleri
Yusuf Ziya Bahadınlı Hayatı,
Yusuf Ziya Bahadınlı Biyografisi,
Yusuf Ziya Bahadınlı Özgeçmişi
927 yılında Bahadın/Yozgat’ta doğan Yusuf Ziya ilkokulu orada okudu. 9Eylül olarak kayda geçmiş olan doğum günü de ilkokula yazılırken nüfuscüzdanı çıkartmak gerekince nüfus memurunca uygun görülmüştü.
Bahadınlı, pantalonu, cekedi, ayakkabıyı ortaouklda giydi. 35 kişininyaşadığı bir evde üstelik köyün en zengininin çocuğu olarak yaşadı.Belli sürelerle Yozgat Ortaokulu, Pazarören Köy Enstitüsü, Yüksek KöyEnstitüsü, Balıkesir Eğitim Enstitüsü, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nde(Edebiyat Bölümü) okuyan Bahadınlı, öğretmenlerinin ve arkadaşlarının‘Kızılbaş Çocuğu’ sataşmaları arasında geçirdi ortaokul yıllarını.
İspir’de öğretmenlik yaptığı yıl ‘Çalışkan’ olan soyadını ‘Bahadınlı’ olarak değiştirdi.
6 ay kadar Ankara’da Türk Hava Yolları’nda çalışan Bahadınlı birhavalimanında Müdürlük görevini kabül etmeyerek buradan ayrıldı. Bu işona göre değildi. 1958 yılında bir yayınevi kurma isteği onda önlenemezhale gelmişken İstanbul’a geldi. Kadıköy’de kitabevi olsun isteğiyleaçtığı dükkanını bakkaliyeye dönüştürmek zorunda kaldı.
Para kazandı. Kazandığı parayla bir yayınevi açtı! 16 yıl süren HürYayınevi’ni, 12 Mart sonrasında Yeni Dünya Yayınevi olarak sürdürdü. 6Sayı çıkan Yeni Dünya dergisini çıkardı.
Bundan önce de ‘İlke’ dergisini çıkartmıştı. Ortaklarına bırakarakayrıldığı bu dergiyi babadan kalma tarlaları satarak yürütmeyeçalışıyordu. O yayınladıkça polis topluyordu!
Bu dergi yüzünden onunla çok uğraştılar. Kanser tanısı konan karısınayurt dışına çıkabilmesi için pasaport verilmedi! Kuruluşundan kısa birsüre sonra üye olduğu TİP’in Yozgat örgütlenmesini yaptı. Örgütlenmebarajını aşmak için kuruluşu yapılan bu ilde tek bir sosyalist yoktu.Bahadınlı Yozgat’ta TİP’i örgütledi ve 1965 yılında Milletvekiliseçildi!
Hazırladığı ‘Türkçe Deyimler Sözlüğü’, ‘Türkçe Deyimler ve Kaynakları’gibi çalışmalar okullara sokulmamaya başlanınca Atasözleri Sözlüğü’nüAydın Su adıyla çıkardı. Ankara’da çıkan Emek dergisindeki bir yazısıyüzünden yargılandı. 12 Eylül darbesi nedeniyle, 1979 Mart’ında bir yıliçin gittiği Avrupa’da 12 yıl zorunlu olarak kaldı. 1991′de 141 ‘142′nin kaldırılmasından sonra Türkiye’ye döndü. Bahadınlı Sosyalistİktidar Partisi üyesidir.
Eserleri
İtin Olayım Ağam ‘ Hikayeler
Haçça Büyüdü Hatit Oldu ‘ Hikayeler
Geçeneğin Karanlığında ‘ Hikayeler
Tavandaki Kırmızı ‘ Hikayelerinden Seçmeler
Güllüceli Kâzım ‘ Roman
Güllüce’yi Sel Aldı ‘ Roman
Gemileri Yakmak ‘ Roman
Açılın Kapılar ‘ Roman
Devekutu Rosa ‘ Roman
Lidya ‘ Gözleri Yaprak Yetili ‘ Roman
Öyle Bir Aşk ‘ Anı Yazıları
Türkiye’de Eğitim Sorunu ve Sosyalizm ‘ İnceleme
Dört Sosyalist Ülke ‘ Gezi
Türkçe Deyimler ve Kaynağı ‘ Araştırma
Türkçe Deyimler Sözlüğü ‘ Sözlük
Atasözleri Sözlüğü (Aydın Su adıyla) ‘ Sözlük
Fazıl Hüsnü Dağlarca Hayatı biyografi

Fazıl Hüsnü Dağlarca Hayatı
Fazıl Hüsnü Dağlarca kimdir,
Fazıl Hüsnü Dağlarca hakkında bilgi
1914 yilinda Istanbul’da dogdu. Kuleli Askeri Lisesi’ni ve Harp Okulu’nubitirdi (1935). 1950 yilinda kendi istegi ile ordudan ayrildi.Basin-Yayin ve Turizm Genel Müdürlügü’nde, Çalisma Bakanligi’nda IsMüfettisi olarak çalisti (1960). Istanbul Aksaray’da Kitap Kitabevi’nikurdu, yönetti. Türkçe adli bir dergi çikardi (1960-1964). Türk DilKurumu Yönetim Kurulu üyesiydi.
Yavaslayan Ömür adli ilk siiri 1933′te Istanbul dergisinde çikti. Aile,Ataç, Çagri, Devrim, Inkilapçi Gençlik, Kültür Haftasi, Türkçe, TürkDili, Türk Yurdu, Varlik, Vatan, Yeditepe, Yücel, Yenilik, Yön, gibidergi ve gazetelerde siirlerini yayimladi. Siirlerinde magara devriinsanlarindan günümüz insanina dek insanin, iç ve dis dünyasinibenzersiz anlatimiyla isledi. Ilk yapitindan baslayarak Türk siirineyepyeni bir anlam, kavrayis ve ses getirmistir. Siirimizin en verimlisanatçisidir, siirini sürekli olarak yenileyen özelligi ile TürkSiirinin Ses Bayragi nitelemesine deger görüldü.
İbni Sina hakkında bilgiler

İbni Sina hakkında bilgiler
İbni Sina hakkında bilgiler,
İbni Sina hakkında ,
İbni Sina Kimdir
Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi vebecerinin çeşitli alanlarında seçkinleşmiş olan, İbn-i Sinâ (980-1037),matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları; astronomi alanındaise duyarlı gözlemlerin yapılması konularıyla ilgilenmiştir.
Astroloji ve simyaya itibar etmemiş, Dönüşüm Kuramı’nın doğru olupolmadığını yapmış olduğu deneylerle araştırmış ve doğru olmadığısonucuna ulaşmıştır. İbn-i Sinâ’ya göre, her element sadece kendisineözgü niteliklere sahiptir ve dolayısıyla daha değersiz metallerden altınve gümüş gibi daha değerli metallerin elde edilmesi mümkün değildir.
İbn-i Sinâ, mekanikle de ilgilenmiş ve bazı yönlerden Aristoteles’inhareket anlayışını eleştirmiştir. Aristoteles, cismi hareket ettirenkuvvet ile cisim arasındaki temas ortadan kalktığında, cismin hareketinisürdürmesini sağlayan etmenin ortam, yani hava olduğunu söylüyor vehavaya, biri cisme direnme ve diğeri cismi taşıma olmak üzere birbiriylebağdaşmayacak iki görev yüklüyordu.
İbn-i Sinâ, bu çelişik durumu görmüş, yapmış olduğu gözlemler sırasındahava ile rüzgârın güçlerini karşılaştırmış ve Aristoteles’in haklıolabilmesi için havanın şiddetinin rüzgârın şiddetinden daha fazlaolması gerektiği sonucuna varmıştır. Oysa bir ağacın yakınından geçenbir ok, ağaca değmediği sürece, ağaçta ve yapraklarında en ufak birkıpırdanma yaratmazken, rüzgâr, ağaçları sallamakta ve hatta kökündenkopartabilmektedir; öyleyse havanın şiddeti, cisimleri taşımaya yeterlideğildir.
İbn-i Sinâ, her şeyden önce bir hekimdir ve bu alandaki çalışmalarıylatanınmıştır. Tıpla ilgili birçok eser kaleme almıştır; bunlar arasındaözellikle kalp-damar sistemi ile ilgili olanlar dikkat çekmektedir.Ancak, İbn-i Sinâ dendiğinde, onun adıyla özdeşleşmiş ve Batıülkelerinde 16. yüzyılın ve Doğu ülkelerinde ise 19. yüzyılın başlarınakadar okunmuş ve kullanılmış olan “el-Kânûn fî’t-Tıb” (Tıp Kanunu) adlıeseri akla gelir.
Beş kitaptan oluşan bu ansiklopedik eserin birinci kitabı, anatomi vekoruyucu hekimlik, ikinci kitabı basit ilaçlar, üçüncü kitabı patoloji,dördüncü kitabı ilaçlarla ve cerrahi yöntemlerle tedavi ve beşincikitabı ise çeşitli ilaç terkipleriyle ilgili ayrıntılı bilgilervermektedir.
İbn-i Sinâ’nın söz konusu eseri incelendiğinde, konuları sistematik birbiçimde incelediği görülür. Tarihte ilk defa, tıp ve cerrahiyi iki ayrıdisiplin olarak değerlendiren İbn-i Sinâ, cerrahi tedavinin sağlıklıolarak yürütülebilmesi için anatominin önemini özellikle vurgulamıştır.Hayati tehlikenin çok yüksek olmasından ötürü pek gözde olmayan cerrahitedavi ile ilgili örnekler vermiş ve ameliyatlarda kullanılmak üzerebazı aletler önermiştir.
Gözle de ilgilenmiş olan İbn-i Sinâ, döneminin seçkin fizikçilerindenİbn-i Heysem gibi, Göz-Işın Kuramı’nı savunmuş ve üst göz kapağının dışadönmesi, sürekli beyaz renge veya kara bakmaktan meydana gelen karkörlüğü gibi daha önce söz konusu edilmemiş hastalıklar hakkında daayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur.
Edip Cansever Hayatı Ve Eserleri

Edip Cansever Hayatı Ve Eserleri
Edip Cansever Hayatı,Edip Cansever Eserleri,Edip Cansever kimdir,Edip Cansever hakkında bilgi
Edip Cansever Hayatı Ve Eserleri
İstanbul’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. Yüksek TicaretOkulu’ndan ayrılıp ticaret hayatına atıldı. Kapalıçarşı’da antikacılıkyaptı. 1986 yılında İstanbul’da öldü.
İlk şiiri Mart 1944′te İstanbul dergisinde çıktı. 1951′de Nokta adındabir edebiyat dergisi çıkardı. İlk şiirlerinde büyük şehirde yaşayanvarlıklı gençlerin yaşama sevincini, mutluluklarını, bohem özentiliavare hayatlarını dile getirdi.
1950′den sonra Varoluşçu bir havaya bürünen şiirlerinde ise, sıkıntı,karamsarlık ve düşünce ağır bastı. Biçimi baş köşeye oturtarak manayıdışlayan Cansever, İkinci Yeni şiirinin öncülerinden biri oldu. sonratoplumsal gerçekçiliğin kıyılarından seslenmeye başladı. Bu şiirlerinde,karmaşık hayal ve benzetmelere yaslanmadan, açık ve aydınlık biranlatım yolu tuttu.
ESERLERİ
Şiir kitapları: İkindi Üstü (1947), Dirlik-Düzenlik (1954), Yer ÇekimliKaranfil (1957), Umutsuzlar Parkı (1958), Petrol (1959), Nerde Antigone(1961), Tragedyalar (1964), Çağrılmayan Yakup (1969), Kirli Ağustos(1970), Sonrası Kalır (1974), Ben Ruhi Bey Nasılım (1976), Sevda ileSevgi (1977), Yeniden Bütün Şiirleri (1981)
Louis Pasteur’un hayatı

Louis Pasteur’un hayatı
Louis Pasteur’un hayatı,
Louis Pasteur’un Biyografisi,
Louis Pasteur’un yaşamı hakkında bilgiler,
Louis Pasteur’un Yaşamı
Louis Pasteur(1822-1895)
Bilim tarihinde pek az bilim adamı Louis Pasteur ölçüsünde insanyaşamını doğrudan etkileyen buluşlar ortaya koymuştur. Günlük dilimizebile geçen ‘pastörizasyon’ terimi onun buluşlarından yalnızca biridir.Kristaller üzerindeki kuramsal çalışmalarının yanı sıra kimihastalıklara bağışıklık sağlama yolundaki çalışmaları, bu aradaözellikle ‘şarbon’(ya da antraks) denilen koyun ve sığırlarda görülenbulaşıcı hastalıkla kuduza karşı geliştirdiği aşı yöntemi ona dünyaçapında ün kazandırmıştır. Bugün Fransa’da pek çok bulvar ve alan onunadını taşımaktadır. Kendi kurduğu ‘Pasteur Enstitüsü’dünyanın önde gelenaraştırma merkezlerinden biridir. Fransızların gözünde Pasteur ulusalbir kahramansa, bunun nedeni onun yalnızca büyük bir bilim adamı olmasıdeğil,aynı zamanda,yaşamı boyunca ortaya koyduğu özveri ve insanlığahizmet tutkusuydu.
Louis, Fransız Devrimiyle özgürlüğüne kavuşan bir kölenin torunuydu.Babası, Napolyon ordusunun üstün atılım gücüyle ”Legion de Honour” alanbir astsubaydı.Baba Pasteur’ün,Napolyon’un düşmesiyle ordudanayrılmasına karşın İmparator’un anısına beslediği derin bağlılıkduygusu,ilerde oğlu Louis’in olağanüstü direnç ve yeteneklerini deyönlendiren katıksız yurtseverliğe dönüşmüştü.
Geçimini dericilikle sağlayan Pasteur ailesi yoksuldu, ama çocuklarınıneğitimi için her türlü sıkıntıyı göze almıştı. Louis daha küçükyaşlarında güçlükleri göğüslemede sergilediği direnç ve istenç gücüyledikkatleri çekiyor, coşkuyla başladığı okul öğreniminde kendisiylebirlikte kardeşlerininde başarılı olması için uğraş veriyordu. Gerçiokulda pek parlak bir öğrenci değildi; dahası.ilk gençlik yıllarındailerde büyük bilim adamı olacağını gösteren bir belirtide yoktuortada.Tam tersine,Louis’in belirgin merakı portre çizmekti.Üstün biryeteneği yansıtan tabloları,bugünde,Pasteur Enstitüsünde asılıdurmaktadır.
Louis 19 yaşına geldiğinde sanatı bırakır, bilime yönelir. Başlangıçtaöğretmenlerinin yönlendirmesiyle öğretmen olmaya karar verir, ünlüeğitim enstitüsü Ecole Normale Superieure’e başvurur. Giriş sınavınıkazanmasına karşın,matematik,fizik ve kimyada derslere daha hazırlıklıbaşlamak için öğrenimine bir yıl sonra başlar.Amacı iyi bir öğretmenolarak yetişmekti.Ne var ki,öğrenimini tamamladığında tüm ilgi vecoşkusunun bilimsel araştırmaya yönelik olduğunu fark eder.Kristallerüzerindeki ilk çalışmaları onu adeta büyülemişti.Öğrencisinin özgündüşünme ve kavrayış gücünü sezen kimya profesörü onu,basit araçlarlayeni kurduğu laboratuvarına araştırma asistanı olarak alır.Bu genç bilimadamının hayal bile edemediği bir fırsattı.Pasteur hemen çalışmayakoyulur,ilk aşamada tartarik asit kristalleri üzerindeki optikdeneylerini yoğunlaştırır.Çok geçmeden bilim çevrelerinin dikkatiniçeken buluşları,kimi tanınmış bilim adamlarının teşvikiyle FransızBilimler Akademisine sunulur.Pasteur bilim dünyasınca tanınmayolundadır,ama Eğitim Bakanlığı onu bir ortaokula öğretmen olarakatamakta ısrarlıdır.Akademinin ve kimi bilim adamlarının giderek artanbaskısına daha fazla karşı koyamayan Bakanlık bir yıl sonra Pasteur’ünStrasburg Üniversitesi’ne yardımcı profesör olarak dönmesine izin verir.
Pasteur’ün bir özelliği de kararlı olması, duraksamalarla vakitöldürmemesiydi. Üniversiteye gelişinin daha ilk haftasında Rektörekızıyla evlenmek istediğini bildirir.Başvuru mektubu ilginçtir:Saklamama gerek yok,tümüyle yoksul bir kimseyim.Tek varlığımsağlığım,yürekliliğim ve üniversitedeki işimdir…Geleceğim,şimdikieğilimim değişmezse,kimyasal araştırmalara adanmışolacaktır.Çalışmalarımdan beklediğim sonucu alırsam,ilerde Paris’eyerleşmeyi düşünüyorum.İsteğimi olumlu bulursanız,resmi evlenme önerisiiçin babam Strasburg’a gelecektir.
İstek olumlu karşılandı. Pasteur yaşamı boyunca tüm bilimselçalışmalarında kendisine destek veren, tutku ve sorunlarını paylaşanMarie Laurent’le 1849′da yaşamını birleştirir.Bayan Pasteur gerçektenözveri ve sevgi bağlılığıyla olağanüstü bir eşti.Mutlu evlilik neyazıkki,yıllar sonra trajik bir dönemden geçer:Pasteurler dörtçocuklarından üçünü küçük yaşlarında tifo ve benzer hastalıklarnedeniyle yitirirler.Geriye kalan oğulları yirmi yaşında iken 1871savaşında Almanlara esir düşer.Pasteur bilimsel çalışmalarını bir yanaiterek eşiyle birlikte oğlunun dönüşünü bekler;Fransa’nın yenilgisiylebirlikte cepheden kaçan binlerce genç arasında oğlunu aramayakoyulur.Sonunda bulunduğunda oğlan bitkin ve yaralıydı.Pasteur Almanlarıhiçbir zaman bağışlamadı;öyle ki,yıllar sonra bilimsel başarıları içingittiği Alman hükümetinin önerdiği madalyayı kabul etmedi.
Şimdi Pasteur’ü bilimin öncüleri arasına yükselten bilimsel çalışmalarına değinelim.
Pasteur’ün yaşamımızı bugünde etkileyen buluşlarından birifermentasyon(mayalanma) olgusuna ilişkindir.”Fermentasyon”terimibilindiği gibi maddelerde oluşan bir değişiklik sürecini dilegetirmektedir. Örneğin şarap üzümden bu işlemle elde edilir; istenirsegene bu işlemle sirkeye dönüştürülebilir. Aynı şekilde, sütün şekerilaktik aside dönüştüğünde süt ekşir.Yumurta ve et türünden maddelerdefermentasyonla bozularak yenmez hale gelebilir.
Üretimi fermentasyona dayanan şarap Fransa’da çok önemli bir konuydu. Nevar ki,bu işlemin güvenilir teknolojisi henüz yeterincebilinmiyordu.Göreneklere bağlı yöntemler her zaman istenen sonucuvermiyor,kimi zamam şarap yerine sirke ya da kullanıma elvermeyen bozukbir sıvı elde ediliyordu.Sorunu ilk kez Pasteur bilimsel olarakincelemeye koyulur:sonunda ulaştığı açıklama (fermentasyonun mikropteorisi)geçerliğini bugün de korumaktadır. Buna göre,doğadaki organikmaddelerdeki hemen tüm değişiklikler gözle görülemeyen birtakım küçükcanlılar tarafından oluşturulmaktadır.Pasteur bu mikroorganizmalarınısıyla kontrol altına alınabileceğini göstererek şarap üretimini sağlambir yöntemle güvenilir kılmakla kalmaz,’pastörizasyon’dediğimiz işlemlemodern süt endüstrisine de yol açar.
Pasteur’ün önemli bir başka çalışmasıda ipekçiliği büyük bir sıkıntıdankurtarmasıdır. Hastalıklı ipek böcekleri, üreticileri sık sık büyükkayıplara uğratıyordu. Soruna çözüm bulması mikrop teorisiyle ünlenenPasteur’den istenir.Bilim adamı her zamanki yoğun ve dikkatliyaklaşımıyla sorunu değişik boyutlarıyla inceler;sağlıklı ipek böceğiyumurtalarını seçmede ”pratik” diyebileceğimiz bir yöntem oluşturarakipekçiliği güvenilir bir üretim teknolojisine kavuşturur.
Pasteur’ün başarıları bir tür zincirleme tepki içinde birbirine yolaçmaktaydı. Kristaller üzerindeki çalışmaları onu onu canlı yaşamıngizemi sorununa götürmüştü. Canlılar üzerindeki incelemeleri ise onufermentasyonu açıklayan mikrop teorisine ulaştırmıştı. Doğruluğundanartık kimsenin kuşku duymadığı bu teori başlangıçta tepkiylekarşılanmıştı: Pek çok kimse için öyle bir düşünce uydurma bir açıklamaolmaktan ileri geçemezdi.”Spontane üreme”diye bilinen yerleşik görüşegöre kurtçuk, tırtıl, tenya,sinek,fare vb.yaratıklar elverişlikoşullarda kendiliğinden oluşmaktaydı.Oysa Pasteur ”kendiliğindenoluşumu”mikroskobik organizmalar için bile olanaksız görüyordu.
Mikrop teorisinin özellikle bulaşıcı hastalıkların denetim altınaalınması yolunda yeni araştırmalara yol açması kaçınılmazdı. Pasteur çokgeçmeden şarbonun yanı sıra kangren, kan zehirlemesi, loğusa hummasıvb. hastalıklar üzerinde de araştırmalarını yoğunlaştırır. Onun çarpıcıbir başarısı da kuduza karşı oluşturduğu aşıdır. Kuduz özellikleköpeklerin taşıdığı ölümcül bir hastalıktır. Pasteur’e gelinceye dekkuduza karşı bilinen tek çare ısırılan yerin kızgın bir demirlederinlemesine dağlanmasıydı.Kaldı ki,gecikme halinde buyöntemin,hastanın canını yakma dışında bir etkisi olmadığı dabiliniyordu.Pasteur hayvanlar üzerinde denediği ama insanlara henüzuygulamadığı aşısıyla dokuz yaşındaki bir çocuğun yaşamınıkurtarır.Azgın bir köpeğin ondört yerinden ısırdığı çocuğa kızgın demiruygulaması yapılamazdı.Umutsuz annenin çırpınışına da dayanamayanPasteur aşısını ilk kez bu çocukta denemekten kendini alamaz.Sonuç çocukiçin kurtuluş,gelecek kuşaklar için bir müjde olur.Büyük bilim adamıölümünden önce yaşam felsefesini şöyle özetlemişti:Hiç kuşkum yokki,Bilim ve Barış cehalet ve savaşı yok edecektir. Ulusların yıkmak,yoketmek için değil,yaşamı yüceltmek için birleşeceğine, geleceğimizi buyolda, uğraş verenlere borçlu olacağımıza inanıyorum
Yusuf Ziya Ortaç Kimdir Hayatı

Yusuf Ziya Ortaç Kimdir Hayatı
Yusuf Ziya Ortaç ,
Yusuf Ziya Ortaç Kimdir,
Yusuf Ziya Ortaç Hayatı,
Yusuf Ziya Ortaç Hakkında Bilgi
Şâir ve yazar Yusuf Ziya Ortaç İstanbul’da doğdu. S.Sâmi Bey’in oğludur.Vefa İdâdîsi’ni bitirip Dârülfünun’da yeterlik imtihanı verdi. İzmit veİstanbul’da öğretmenlik, Ordu milletvekilliği {1946-1950) yaptı. Akbabadergisini çıkardı, istanbul’da öldü. Zincirlikuyu Mezarlığı’na gömüldü.
XX’inci asır şâir ve yazarlarındandır. Kehkeşan, Türk Yurdu, Servet-iFünun, Şâir, İnci ve Büyük Mecmua’da çıkan şiirleri ile tanındı. Akbabave Mer Ay dergilerindeki mizahî şiirleri ile meşhur oldu. ilk zamanlararuz vezni ile yazdığı halde Millî Edebiyat cereyanına katılınca heceveznini tercih etti. Roman ve piyesleri de vardır. Beş Hececilerdenbiridir hece ölçüsü ile yazılmış manzum ve başarılı ilk piyesinsahibidir. Sağlam dili ve üslûbu vardı.
Şiir kitapları: 1. Akından Akına (1916), 2. Cenk Ufukları (1917), 3.Âşıklar Yolu (1919), 4. Yanardağ (1928), 5. Kuş Cıvıltıları (Çocukşiirleri, 1938), 6. Bir Rüzgâr Esti (1962).
Piyesleri: 1. Binnaz (1919,1962), 2. Nâme (HHU), 3. Nikâhta Keramet (1923).
Romanları: 1. Göç (1943), 2. Üç Katlı Ev (1953).
Fıkraları: 1. Beşik (1943,1948), 2. Ocak (1943), 3. Sarı Çizmell Mehmet Ağa (1956), 4- Gün Doğmadan (1960).
Gezi, biyografiler, hatıra: 1. Göz Ucuyla Avrupa (1958), 2. Portreler(1960), 3. Bizim Yokuş (1966), 4. İsmet İnönü (1946, 1962).
Etiketler: Yusuf Ziya Ortaç, Yusuf Ziya Ortaç Hakkında Bilgi, Yusuf Ziya Ortaç Hayatı, Yusuf Ziya Ortaç KimdirKategori: Biyografiler
Tavsiye Ettiğimiz Yazılar»
Konu Başlığı: “Yusuf Ziya Ortaç Kimdir Hayatı”
Olası Aramalar:Yusuf Ziya Ortaç Kimdir Hayatı Video İzle, Yusuf Ziya Ortaç Kimdir Hayatı İndir Full Türkçe Download nedir bilgi
Yorum Yap! »
Konu Başlığı: “Yusuf Ziya Ortaç Kimdir Hayatı”
Cevabı iptal etmek için tıklayın.
Edip Cansever Hayatı Ve Eserleri
