Türkiye

Üç oda bi tabut – Yılmaz ÖZDİL – 25 EKim Salı

Posted by 25 Ekim, 2011 (0) Comment

Üç oda bi tabut – Yılmaz ÖZDİL – 25 EKim Salı
Türkiye’de üç işi…
Canı çeken herkes yapabilir.
Müteahhitlik.
Siyasetçilik.
Gazetecilik.
*
Biri yapar.
Biri izin verir.
Biri pohpohlar.
Netice kaçınılmazdır…
*
Yoldan geçen tekstilciyi çevirip, safra kesesi ameliyatına sokamazsın. Veya, bi kuyumcuyu kolundan tutup, savcılık makamına oturtamazsın. Turizmci, jeofizik bilmez. Tavernacı, statik hesabından anlamaz. Ama… Hepsi müteahhit olabiliyor bu ülkede. Kafasına göre.
*
Türkiye’de 115 bin doktor…
310 bin müteahhit var!
Avrupa ülkelerinin toplamından fazla.
*
Meclis onlarla dolu.
Hani, başbakanımız arabasında bayılmış, balyozla camı kırıp çıkarmışlardı ve o balyozu bi mebus satın alıp, demokrasi kahramanı gibi poz vermişti ya… Müteahhitti mesela o arkadaş.
*
(Meclis albümünde “vücut geliştirme federasyonu yönetim kurulu üyesi, musiki cemiyeti başkanı” filan yazıyordu ama, Bingöl depreminde yıkılan devlet okulunu o yapmıştı! Kalın kaslardan, ince sazlara kadar her türlü mahareti yazıyordu, müteahhit olduğu yazmıyordu.)
*
Bu memleketin “Çevre” Bakanı “inşaat” mühendisi kardeşim…
Var mı dünyada bizden başka “inşaat” mühendisi “Orman” Bakanı?
*
(Yıkılan Erciş’in Belediye Başkanı…
Ki, Van Gölü Çevresi Belediyeler
Birliği Başkanı’dır. Mobilyacı.)
*
“Ekonomist olmana gerek yok” diyen en ünlü müteahhitimiz Ali Ağaoğlu’nun baba mesleği, fırıncılıktı… Harbi harbi itiraf ediyor en azından
“70’li yıllarda kumları denizden, demirleri hurdadan çektik” diyor.
*
“Gazeteci olunmaz, gazeteci doğulur” palavrası da, burdan çıkmıştır zaten… Hiçbir bilimsel kritere dayanmadığı için, ana rahmi’ne dayandırılır. Siyasetçi torpiliyle arazi kapatıp, basın sitesi kuran… Müteahhitleri yalayıp, avanta ev kapanları yazmaya kalksak, gökdelen olur!
*
Ahali desen… Nerde bi temel kazısı varsa, etrafına bakın, kepçenin çamurlu toprak çıkarmasını adeta büyülenmiş gibi seyreden kalabalık vardır. Nasıl yapıldığını öğrensin, ki, stajdır bi nevi… Sonra gidecek, kendine gecekondu dikecek.
*
Türkiye’de üç işi…
Canı çeken herkes yapabilir.
İlave et, inşaatsever ahaliyi.
Mahşerin dört atlısı…

Categories : Türkiye Tags :

Avusturya evlat ayrımı yapmayacak

Posted by 17 Temmuz, 2011 (0) Comment

Avusturya evlat ayrımı yapmayacak

Avusturya, ülkenin milli marşında geçen ‘Büyük oğullar’ bölümüne ‘Büyük kızlar’ı da eklemeyi planlıyor. Marşın değişmesi gerektiği konusunda ortak karara varan üç ana partinin başlattığı hareketin sonbaharda yapılacak oylamayla resmen kabul edilmesi bekleniyor.
‘Büyük oğulların ülkesi’ bölümünün, ‘Büyük kızların, büyük oğulların ülkesi’ olarak değişmesi düşünülen marşın yeni halinin ocak ayında hazır olmasını beklediklerini belirten kadın politikacılar, sözlerin değişiminde uzmanlardan yardım alacaklarını açıkladılar.
Basın konferansında konuşan Yeşiller Partisi sözcüsü Judith Schwenter, “Tabii ki ilgilenmemiz gereken daha önemli kadın sorunları var, ancak bu değişim büyük bir sembol” dedi. 1947 yılında yazılan marşın değiştirilmesi kararı, eski Kadınlardan Sorumlu Devlet Bakanı Maria Rauch-Kallat’ın geçen cuma yaptığı öneriyle hız kazanmıştı.

DEVAMI…

Categories : Türkiye Tags :

‘Kaybolan Kadın’ yaşamını yitirdi

Posted by 17 Temmuz, 2011 (0) Comment

'Kaybolan Kadın' yaşamını yitirdi

SİDNEY- Hollywood’un altın çağının başlıca kadın oyuncularından biri olan Withers’in dünya çapında tanınmasına neden olan film ise ünlü İngiliz yönetmen Alfred Hitchcook’un “The Lady Vanishes” (Kaybolan Kadın) filmi olmuştu.

Asıl adı Georgette Lizette Withers olan Googie Withers, şimdi Pakistan sınırları içinde olan British İndia’da doğdu, ancak hayatı boyunca Hintli dadısı tarafından kendisine verilen Googie adını taşıdı.

1930’lu ve 40’lı yıllarda onlarca filmde görünen Withers’in en tanınmış filmi Margaret Lockwood ve Michael Redgrave ile oynadığı “The Lady Vanishes” idi.

Withers’in en son rol aldığı film, Geoffrey Rush’a Oscar kazandıran “Shine” adlı Avustralya filmiydi. (aa)

DEVAMI…

Categories : Türkiye Tags :

NASA’da bir dönem sona erdi

Posted by 17 Temmuz, 2011 (0) Comment

NASA'da bir dönem sona erdi

ANKARA- NASA Başkanı Charles Bolden, NASA’nın internet sitesinde yayımlanan bir konuşmasında, “Uzay Mekiği görevi sona eriyor ancak NASA’nın uzayı keşfi sürüyor” dedi.

Bolden, NASA’nın yeni hedeflerine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Güneş sisteminin keşfi çerçevesinde uzak noktalara insan gönderilmesini sağlayacak araçlar tasarlanıp yapılıyor. Bu çerçevede Mars görevi için çalışılıyor. Orion kapsülü esas alınarak, Çok Amaçlı Mürettebat Aracı geliştirilecek. Bu araç 4 astronotu 21 günlük görevlere götürebilecek.

Yakında, dünyanın alçak yörüngesinin dışına yönelik ağır yük Uzaya Fırlatma Sistemi ile ilgili tasarımlar konusunda bir açıklama yapılacak. Güneş Sistemi’nin keşfi çerçevesinde güneş enerjisinden hız kazanan uzay yolculuğu, dünya yörüngesinde yakıt ikmal merkezleri, uzayda radyasyondan korunma ve uzayda yaşam destek sistemleri gibi, yeni teknolojiler üzerinde çalışılıyor.

Amerikalı astronotlar, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yılık 365 günü ve günün 24 saati kalmaya devam edecek.

Uzaydaki gök taşlarının, kuyrukluyıldızların yakından izlenerek yapıları hakkında bilgi edinilmesini sağlayan araçların gönderilmesine devam edilecek ve bunun yanı sıra, Ay görevlerine geri dönülecek. Mars’taki mikrobiyolojik yaşamın ip uçlarını aramak üzere Curiosity aracı kasımda gönderilecek. 2012 Mart’ında da Nükleer Spektroskofik Teleskop fırlatılacak. Bu teleskop ile uzaydaki karadelikler incelenecek, uzaydaki süpernova patlamalarının haritası çıkarılacak, en aşırı derecede aktif galaksiler üzerinde çalışılacak.

Dünyanın, Güneş Sistemi’nin ve evrenin yapısının daha iyi anlaşılmasını sağlayacak yeni teknolojik bilgilerin geliştirilmesine devam edilecek.”

DEVAMI…

Categories : Türkiye Tags :

Meyhanecİ Refİk artık yok

Posted by 17 Temmuz, 2011 (1) Comment

Meyhanecİ Refİk artık yok

Sımsıcak bir mekân Refik’in Meyhanesi. Anıların her daim taze tutulduğu mekanda, Abidin Dino, Aziz Nesin gibi edebiyat ve sanat dünyamızın ünlü simalarının fotoğrafları, hediye ettikleri eserlerinin bulunduğu, hatta yurtdışından Refik’i ziyaret eden sanatçıların fotoğraflarının asılı olduğu bir ‘Dostlar Köşesi’ bulunuyor. Bir de Basın Köşesi var elbette, başka bir köşede mekan hakkında basında çıkmış yazılar okunabiliyor. Alabildiğine sade bu mekânı benzersiz kılan meze ve yemeklerin yanı sıra hiç kuşkusuz Refik Baba’nın anılarıydı. “Bir daha dünyaya gelsem yine meyhane açardım. Meslek lisesini bitirip, yine tabak yıkayarak bu işe başlamak isterdim…” diyen meyhane kültürünün çınarı Refik Arslan dün vefat etti.

DEVAMI…

Categories : Türkiye Tags :

İran’a iade edilirse asılacak

Posted by 17 Temmuz, 2011 (0) Comment

İran'a iade edilirse asılacak

İran uyruklu 57 yaşındaki İbrahim Moazzen’in annesi 1979’da devrilen İran Şahı Rıza Pehlevi ile aynı kanı taşıyor. Bugün Türkiye’de ve en büyük korkusu hakkında idam kararı veren İran hükümetinin iade edilmesi talebine Türkiye’nin olumlu yanıt vermesi.

İran’ın Tebriz kentinde dünyaya gelen İbrahim Moazzen, rejimin baskısından 1998’de Türkiye’ye kaçarak kurtuldu. Hakkâri’den Türkiye’ye giriş yaparak kendi imkânlarıyla İstanbul’a geldi. Yaklaşık 6 ay İstanbul Beyoğlu’nda kaçak yaşadı. Ardından yakın akrabası Şah Rıza Pehlevi’nin soyundan gelen insanların ikamet ettiği İsviçre’ye gitti. Başvurusu kabul edildi ve İsviçre vatandaşı oldu. Yaklaşık 10 yıl İsviçre’de yaşayan Moazzen, annesinin İran’da hastalandığı haberini alınca ülkesine gizlice gidip annesini görmek istedi. Maceralı bir yolculuktan sonra İran’a giriş yaptığı anlaşılınca hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Ancak yakalanmadan İran’dan kaçmayı başardı ve Türkiye’ye geldi.

İbrahim Moazzen, 2009’da tanıştığı 30 yaşındaki Meryem Valizade ile Türkiye’de evlendi. Moazzen’in annesi Meryem’e düğün hediyesi olarak iddiaya göre paha biçilemeyen elmas bir kolye hediye etti. Şahlık rejiminde evlenen kızlara takılması gelenek olan elmas kolyeyi alan Meryem, eşi ile birlikte Türkiye’ye yerleşti. Çift, Meryem’in hamileliği nedeniyle İsviçre’ye dönmeye karar verdi. Ancak İsviçre, Moazzen’i, İran’da siyasi suçlu olduğu gerekçesiyle vatandaşlıktan çıkardı. Ayrıca çiftin bankada bulunan ve Şah Rıza’nın hanedanı için ayırdığı yüklü miktarda paraya da el konuldu.

40 gün süren işkence
Çift kaçak yoldan İsviçre’ye geçmek için insan tacirlerinin kapısını çaldı. Yedi ay önce İstanbul Fatih’te tur şirketi sahibi Mehmet Y. ile anlaşan çift 20 bin euro para verdi. Ancak iddialara göre Mehmet Y. Kaide bağlantılı bir çetenin elemanıydı. Çifti İstanbul Şile’de bir villaya götürdü. Villada elleri kolları bağlanan Moazzen ve eşi, 41 gün şiddetli işkenceye maruz kaldı.

Çete burada daha fazla para istedikleri çifte işkence yapmaya başladı. İran’ın Tebriz kentinde 12 yıl metafizik eğimi alan, ardından ve alanında doktora yapan Meryem Valizade’yi ellerinden, ayaklarından yatağa bağlayıp demirle döven çete üyeleri İbrahim Moazzen’e de akıl almaz işkenceler yaptı. Meryem Valizade işkenceden dolayı 3 aylık bebeğini düşürdü. Domuz bağıyla bağlanıp gözleri kapatılan çift 40 gün ölüm villasında yaşam mücadelesi verdi.

41 günün sonunda polis operasyonuyla tutsaklıktan kurtarılan Moazzen ailesi, güvenlik gerekçesiyle Türkiye’de bir başka şehre gönderildi. Moazzen çifti, burada da zor günler yaşıyor. Meryem Valizade bir konfeksiyon atölyesinde asgari ücretle çalışıyor. Tek korkuları İran’a iade edilmek. Çünkü çiftin peşini İran polisi bir türlü bırakmıyor. İran hükümeti beş ay önce rejim muhalifi çiftin İran’a iade edilmesi için Türkiye’ye resmi bir yazı yazdı.

BM inceliyor
İki kardeşi İran’da tutuklu bulunan İbrahim Moazzen’in durumu için Birleşmiş Milletler geçen hafta 5 kişilik heyet gönderdi. Türkiye’de bulunan heyet yapacağı çalışmanın ardından sığınma talebiyle Türkiye’de ikamet eden çift ile ilgili bir rapor hazırlayacak. Çiftin kaderi raporun sonucuyla belli olacak.

Şah Rıza Pehlevi kimdir?
Asıl adıyla Muhammed Rıza Pehlevi 26 Ekim 1919’da Tahran’da dünyaya gelen son İran Şahıdır. 1941’den 1979 yılındaki devrime kadar İran’ı monarşik sistemle yönetti. Şii muhaliflerin Paris’te sürgünde bulunan Şii lider Âyetullah Humeyni’nin etrafında toplanmasının ardından 1978’de başlayan karışıklıklar ülkede 4 hükûmetin düşmesine sebep oldu. Şii Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla sonuçlanan isyan sonrasında Muhammed Rıza Şah 16 Ocak 1979’da ülkeyi terk etti. 1980’de sürgünde öldü. 2 erkek 2 kız olmak üzere 4 çocuğu ve eşi ABD’ye yerleştiler. Bir müddet sonra büyük oğlu babasının yerine şah olduğunu îlan etti fakat hiçbir ülkeden destek göremedi.

DEVAMI…

Categories : Türkiye Tags :

Çekmeyen ‘cep’lere kapak olan teknoloji

Posted by 15 Temmuz, 2011 (0) Comment

Çekmeyen 'cep'lere kapak olan teknoloji

 2 bin 263 rakımlı yaylada sabit telefon hattı ve yakınlarda baz istasyonu sorunu olmayınca yaylacılar iletişim için kendilerine özgü yöntemler geliştirdi. Yaylada pansiyon işleten Yalçın Şahin kendi yöntemini anlattı:

“Bir elime cep telefonumu, diğer elime de antenin bağlı olduğu ucunda tencere kapağı bulunan demiri alarak yaylada yüksek bir yere çıkıp görüşmemi yapıyorum. Telefon özellikle sisli ve yağmurlu havalarda daha iyi çekiyor. Bu yöntemle isteyenlerin iletişim ihtiyacını da karşılıyorum.”

Yaylaya bir ara kurulan baz istasyonunun sonbaharda söküldüğünü söyleyen Şahin, “Kavron’da bazı kişiler evlerinin yüksek yerlerine astıkları telefonları ellerine almadan sandalyeye çıkarak konuşmaya çalışıyor. Yoksa sinyal kesiliyor. Yaylada yazları nüfus bir hayli artıyor. Bu nedenle cep telefonu operatörlerinin geçici de olsa buraya baz istasyonu kurmasını istiyoruz. En azından yazları buraya geçici baz istasyonu kurularak sorun çözülebilir” dedi.

DEVAMI…

Categories : Türkiye Tags :

Saraydan önce taht sonra kız kaçırma

Posted by 13 Temmuz, 2011 (0) Comment

Saraydan önce taht sonra kız kaçırma

Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Yusuf Benli’nin 3. Selim’in tahtını çekyat gibi gelişigüzel bir biçimde lojmanına taşıtmasını 17 Haziran’da Radikal ‘Saray’dan Taht Kaçırma’ başlığıyla gündeme getirmişti. Haber üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı soruşturma başlatmıştı. Ancak soruşturmanın sonucu beklenmeden Harem bölümünde sergilenen 3. Selim tahtını lojmanına taşınması emrini veren ve 14. Louis masasında kahvaltı eden müdüre değil, emri yerine getiren 2 kadın uzmana ceza verildi.

Şaşırtan tayinler
Harem Sorumlusu Doç. Dr. Canan Cimilli Galata Mevlevihanesi Müzesi’ne, kahvaltının edildiği Mecidiye Köşkü Sorumlusu Ayşe Ünal da Yıldız Sarayı Müzesi’ne tayin edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca açılan soruşturmanın sonucu beklenmeden gerçekleştirilen tayin, ‘müdürün bakanlıkça korunduğunun açık belgesi’ olarak değerlendirildi.

Kültür ve Turizm bakanı Ertuğrul Günay olayın Radikal’de yayımlanmasından sonra ‘‘İddia gerçekse elbette yaptırıma uğrar. Bir soruşturma başlattık. Herkesin savunma hakkı var. Onu bir dinleyelim bakalım” demişti. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Vekili Zülküf Yılmaz muhakkik tayin edildi. Ancak muhakkikin taraflı olabileceği ve olayın vahameti açısından bakanlık müfettişlerince sorgulanması gerektiği vurgulanınca müfettiş Zafer Yer görevlendirildi. Soruşturma sürerken başka iddialar da gündeme geldi. Yolsuzluk, müze içinde kaçak kazı, uzmanlar arasında ayrımcılık ve müzenin ayniyatına kayıtlı tarihi eserleri lojmanında bulundurmakla suçlanan Yusuf Benli ile ilgili soruşturma 3 haftadır devam ediyor.

Müfettiş iddiaları araştırırken müzeye bomba gibi bir haber düştü. Harem sorumlusu yani Tahtı lojmanıma taşıyın” emrini yerine getiren Canan Cimilli, Galata Mevlevihanesi Müzesi’ne tayin edildi. 22 Haziran’da gerçekleştirilen tayin, valilikten Topkapı Sarayı’na gönderildi. Ancak Müze Müdürü, tayin Cimilli’ye tebliğ etmedi.

Müze Müdürü Benli’nin özel misafirleriyle Mecidiye Köşkü’nde tarihi eserler üzerinde oturup kahvaltı ettiği, bu nedenle köşkün ‘İç Oda’ olarak adlandırılan kısmında bulunan mermer 14. Louis masasında lekeler oluştuğu da iddia edilmişti. Bu iddia müfettiş tarafından soruşturulurken Mecidiye Köşkü’nün sorumlusu Ayşe Ünal’ın da tayini Yıldız Sarayı Müzesi Müdürlüğü’ne yapıldı. Ancak Ünal’ın da tayini müze müdürlüğü tarafından kendisine tebliğ edilmedi.

Ortaylı: Çok ilginç
Telefonla aradığımız Cimilli devlet memuru olduğu gerekçesiyle konuşamayacağını söyledi. Müfettiş Zafer Yer de bu aşamada konuşmasının doğru olmayacağını belirtirken müzeye yakın çevrelerden edindiğimiz bilgiye göre, Zafer Yer’in tayinlere çok bozulduğu, “Eğer karar verilmiş ise benim soruşturma yapmamın ne anlamı var’’ dediği öne sürüldü.

Müze Başkanı İlber Ortaylı da tayini duyduğunu ve çok şaşırdığını belirterek ‘‘Soruşturma devam ederken tayin çıkarılması çok ilginç’’ diye konuştu.

DEVAMI…

Categories : Türkiye Tags :

Versace’ye Facebook’ta ‘kot taşlama’ protestosu

Posted by 9 Temmuz, 2011 (0) Comment

Versace'ye Facebook'ta 'kot taşlama' protestosu

Ünlü İtalyan modacı Versace’nin Facebook sayfası, ‘kot taşlama’ tekniğini kullandıkları için aktivistlerin istilasına uğradı. Türkiye ve Bangladeş’te ölümcül silikozis hastalığı yüzünden yüzlerce işçinin ölümüne yol açtığını hatırlatan aktivistler markanın Facebook duvarına protesto mesajları yazdı. Versace, Facebook sayfasındaki bu protesto mesajlarını hemen kaldırdı, sayfaya kullanıcıların yeni yazı girişi yapmasını engelledi.

Protesto platformu Change.org tarafından organize edilen ve Versace’nin ‘katil kotları’nın durdurulmasını talep eden dilekçe kampanyasından sonra, geçtiğimiz ay, firmanın Facebook duvarında bu kampanyayla ilgili yüzlerce mesaj yer almıştı.

Versace, kot taşlamaya karşı olanların mesajlarını Facebook sayfasından silerek, yaklaşık yarım milyon olan (522 bin) takipçilerini bu yorumlardan korumak istedi. Versace’nin sayfasında takipçiler şu an sadece markanın koyduğu içeriklere yorum yapabiliyor.

İnsan çalışma hakları grubu Clean Clothes Campaign adına dilekçe veren Change.org, kot taşlamanın işçiler için son derece tehlikeli olduğunu hatırlatıyor. Bu işlem yüksek basınç altında kum ateşi gerektiriyor ve özellikle Türkiye ve Bangladeş’te kot taşlama yüzünden onlarca insanın öldüğü biliniyor. Mashable’da yer alan makalede kot taşlamanın, 2009 yılında Türkiye’de yasaklandığına da yer veriliyor.

Levi’s, H&M ve Gucci gibi birçok önemli marka, kumlanmış kotları koleksiyonlarından çıkardı. Versace İletişim Grup Müdürü Patrick McGregor ise, Versace’ın güvenlik yönetmeliklerine uygun olarak İtalya’da üretildiğini ve şimdiye kadar bu konuyla ilgili bir dava açılmadığını belirtti.

DEVAMI…

Categories : Türkiye Tags :

Dünyanın en korkunç yırtıcısı

Posted by 9 Temmuz, 2011 (0) Comment

Dünyanın en korkunç yırtıcısı

ANKARA – İngiltere’nin Manş denizi kıyısında bulunan ve dünyanın şimdiye kadar gördüğü en korkunç yırtıcı olarak kabul edilen dev deniz canavarı “pliozor”a ait kafatası Dorset kenti müzesinde sergilenmeye başlandı. Kendisini kaplayan kayadan çıkarılması 18 ay süren fosil, canavarla ilgili önemli ayrıntılar ortaya koyarken, bilimadamları, bu yaratığın yeni bir tür ya da familya olabileceğini düşünüyor.

DEVAMI…

Categories : Türkiye Tags :